TeOFan

KALBIMIZIN DUYGUSAL VARISI TEO!!
 
PortalliAnasayfaGaleriSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Gönülçelende kendimi anlatıyorum..

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
TeoFan
Quüf Admin
Quüf Admin
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 617
Yaş : 28
Nerden? : teomanın olduğu her taşın altından
Ruh Halin? : romantikmiş yıldızlara bakarmış..
Mesleğin ve Hobilerin? : öğrenci/sanat,internet
Kayıt tarihi : 05/05/07

MesajKonu: Gönülçelende kendimi anlatıyorum..   Perş. Eyl. 20, 2007 11:37 pm

Gönülçelen’de kendimi anlatıyorum



Gönülçelen, J.D
Salinger'in 'The Catcher in the Rye' adlı romanının Türkçe'ye çevrilmiş
(biraz da uydurulmuş!) adı. Holden Caulfield anti-kahramanında kendini
bulmuş milyonlarca ergenden biri olarak, Gönülçelen benim kendimi
anlattığım bir kod:

Gönülçelen

Aynı anda utanmadan

Hem kırıcı, hem kırılgan

Yordun beni gönülçelen

...

Gönülçelen

Biraz gerçek, biraz yalan

Hem yarabandım, hem yaram

Bitsin artık gönülçelen

Albümde
10 tane parça var, sekizinin sözleri benim. Diğer ikisi Barış Manço'nun
'Anlıyorsun Değil mi?' ve Özdemir Erdoğan'ın 'Sevdim Seni Bir Kere'
adlı parçaları.

Sevgi anlaşmak değildir

Nedensiz de sevilir

Bazen küçük bir an için

Ömür bile verilir


Sarkıları
oluştururken dikkat ettiğim, önem verdiğim birşey oldu; şarkıların
hepsinin tek elden, tek bir hayattan çıktığı hissini vermeye çalıştım.
Yarattığım Ruhi adında bir karakterin 8-10'lu yaşlarından, ölümüne
değin geçen (40'lı yaşlar) zaman arasındaki anları, 8 parçaya
sığdırmaya çalıştım.



İstanbul'da Sonbahar parçası,
mesela, bu karakterin 'aşk-nefret'ini yönelttiği kent olan İstanbul
üzerine bir şarkı. İstanbul ve özlenen kadın bazen yer değiştiriyor,
bazen de İstanbul o kadının kendisi oluyor şarkılarda:


İstanbul bugün yorgun, üzgün ve yaşlanmış

Biraz kilo almış

Ağlamış yine rimelleri akıyor

Anlıyorsun
Değil mi? çocukluğumun en önemli parçalarından biri. Albüm içerisinde
de hiç ayrı düşmüyor. Sanki bu parçayı ben de yazabilirmişim - hatta
yazmışım- gibi geliyor:

Zaman akmıyor sanki

Saatler durmuş bugün

Sonsuz yalnızlığımda

Bir tek sen varsın bugün


İstasyon
insanları, albümde yarattığım karakterin çocukluğundan, bir dünya
tasviri... Görünür veya görünmez bir yarası olan çocuğun dünyayı
algılayışı üzerine:



Ruhidir benim adım

Bir sırrım var saklarım

Ama görünce anlarsınız

Yalnız dikkat acımayın, acınmak

Canımı en çok acıtandır


Mavi,
anın tadını çıkarma ve zamanı yavaşlatmanın, 'Soluk Soluğa' ise
terketmenin, kapıdan bir daha geri dönmemesine çıkmanın hikayeleri:



Kaptan bu kadar hızlı gitme

Hava güzel, deniz güzel

Yelken yeter bize

...

Mutluyum diyorum kendime

Sağım, solum, önüm, arkam

Her yer mavi mavi

Bu güzel eylül akşamüstü

Her yer masmavi



Hayalperest’teki büyümeyi reddeden, dünyayı hayalleriyle kurgulayan kişi, önceki albümümüzdeki ‘‘Zampara’’nın ta kendisi:


Hayalperestsin, güzel hayaller peşinde

Çok gençsin, yanlış insanlar kalbinde

Hayalperestsin, güzel hayaller peşinde

Çok gençsin, çok gerçeksin

Bu yüzden çok güzelsin



Önceki
albümünde (17) Zampara geceye güvenle başlayıp, yalvararak bitiriyordu.
Bu albümde ‘‘Zampara'nın Ölümü’’nün ikinci ve son bölümünü yazdım.
Zampara bu kez gerçekten ölüyor:


Geldim sevgili arabam düldül yalnızız yine

Patlıycam çok sıkıldım kendimden ben bile

Bir ağustos böceğiydim ben ama kaybolmuş sazım

Eyvah polis amcalar her yerde, galiba yan bastım



Hiç üfletme memur abi, nefesim 95 oktav

Valla patlarız alimallah yanımda kibrit çaksan

Sen sormadan ben söyleyeyim ne ehliyet, ne ruhsat

Ne de sigortam var, sadece bu meymenetsiz surat


KAYIT GÜNLERİNDEN İNGİLTERE ANILARI


TÜRK GEVŞEKLİĞİ OLMAYINCA...

Albümün
kayıtlarını Londra'ya bir saat uzaklıktaki bir kasaba olan Battle'da
yaptım. Normalde İstanbul'da yapmaya çalışsam 5-6 ayda ancak
bitirebileceğimiz kayıtlar, İngiltere'de bir ayda bitiverdi. Dost
ziyaretleri, trafik, Türk gevşekliği gibi şeyler olmayınca insanın 15
saat çalışabileceğini öğrenmiş oldum bu arada.


BEN ÖLMEDİM

Bu
arada ben de herkes gibi ölüm haberimi aldım. İnternet'e benim trafik
kazasında öldüğümü yayan bir sivri akıllı ortalığı ayağa kaldırmış
Türkiye'de. Şarkılarla cebelleşirken, bir de annemi ve tüm akrabalarımı
arayıp içlerini ferahlatmak zorunda kaldım.


HAYAT NE KADAR DA KOLAYMIŞ...

İstanbul
ve Türkiye'nin gündelik dertleri olmayınca hayat ne kadar da kolaymış!
Tek derdim, hemen alışamadığım İngiliz yemekleri oldu, onu da çabuk
hallettim. Spor hayallerim bilardo ve bisiklet gezmeleriyle sınırlı
kaldı.


Murat Akad Prodüktör


Orada dalga geçmedik yani

Kayıtlar 1,5 aydan fazla sürdü. Bu süre boyunca stüdyodan hiç çıkmadık.

Günde ortalama 14 saat çalışıldı. Hepimiz yorulduk.

Oraya Teoman'ın kendi ekibiyle gittik.

Bazı
parçalar için oradan session müzisyenler kullandık. Mesela bir İngiliz
albümdeki 6-7 parçada akustik gitar çaldı. Ayrıca yine İngiliz bir
piyanist ve Portekizli bir trompetçi de bazı parçalarda çaldı.

Albümün kayıt ve mikslerini İngiliz asistanı ile birlikte Sasha Jankovic yaptı.

Bizden önce Suede yeni albümünün kayıtlarını yapmıştı. Biz oradayken de Garry Moore geldi.

Çalıştığımız
stüdyonun avantajı Türkiye'de bulunmayan rock sounduna daha uygun bir
masada çalışma olanağı sağlaması ve kayıt odasının çok büyük olmasıydı.

Belli bir zaman içinde bitirmek ve belirlenen bütçeye sadık kalmak gerekiyordu. Orada dalga geçmedik yani.

Hepsini
aynı anda kaydettik. Küçük stüdyolarda sırayla tek tek çalarlar, sonra
birleştirilir. Birbirlerini görerek ve duyarak çalmaları daha dinamik
bir ses kazandırıyor.


Pamela’nın günlüğü


Yan gelip yattım!

Eveeet,
yaklaşık bir aydan sonra İngiltere maceramız bitti! Gerçi, macera demek
biraz yanlış oldu sanırım; sefahati demek daha doğru olacak.

Parkgate
Stüdyoları meğersem Parkgate Tatil Köyü'ymüş (en azından benim için).
Yani tabii ki stüdyoda üstüme düşen görevlerimi tamamladım, ama işim
herkese nazaran az olduğu ve de bülbül sesime son birkaç günde ancak
ihtiyaç duyulduğundan, geri kalan 20 gün, dilediğimce bir kanepeden
diğerine serilmekle geçti.

Londra'ya topu topu 3 kere
gidebildim. Birincisi Depeche Mode, ikincisi Starsailor isimli yeni bir
grubun konseri için (bu arada bu grubun albümünü almanızı şiddetle
tavsiye ederim), üçüncü ve son gidişim ise Heathrow Havalanı'nda
İstanbul'a dönmek üzere uçağa binmek içindi.

Bundan böyle
artık huzur içinde evimdeyim ve uzunca bir süre evden çıkmayı
düşünmüyorum. Ocak ortasında gerçekleşecek ilk albüm konserimize kadar
bu yorgunluğu üstümden atmak için yeterince vaktim var sanırım!


KİMSE BENİ SEVMİYOR DOKTOR


Doktor, bir psikoterapi seansında doktorumun söylediklerinden, bekleme odasındaki sıkıntımdan yola çıkılarak yazıldı

_________________
There's no more rabbits in my hat to make things right
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://teofan.forumzen.com
 
Gönülçelende kendimi anlatıyorum..
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Diyemiyorum
» -.-KaYKaY-.-

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
TeOFan :: Genel Sohbet :: Güncel&Haberler-
Buraya geçin: